3.12.2006

CUMARTESİ'NİN ÇAYLI KEKİ ve FIRINDA SOSİSLİ MAKARNA

Bu cumartesi izinliydim.)
Bir ara büyük oğlumun kermesine gittik ama geç kalmışız dolayısıyla fotoğraflarını çekebileceğim hiçbirşey kalmamıştı:(
Biz de fırsatı değerlendirip biraz kızkardeşimde oturup,sohbet ettik.Çocuklar da iyice birbirlerine doymuş oldular bu arada;)Eşim gelip bizi aldığında saat 16 00 olmuştu bile.Sabahtan kafamda tasarladığım Çaylı Kek ve Zuhal'in Fırında Sosisli Makarna'sını yapmak için mutfağa girdim.Maalesef makarnanın son bir dilimini fotoğraflayabildim.Şiddetle tavsiye edebileceğim kadar enfes olmuştu.Pizza gibi kokuyordu:)Zaten Zuhal'in tarifleri beni asla yanıltmamıştır.Resmiyle birlikte tarifini vermek istiyorum.Çünkü tekrar denenmesi farz oldu... Çaylı Kek hemen hemen herkesin bildiği bir tariftir.Brownie'yle akraba olabilecek kadar da tatlarının benziyor olması bir başka güzel...


ÇAYLI KEK
Malzemeleri:
*3 yumurta
*1 su bardağı sıvıyağ
*2 su bardağı şeker(1,5 da olabilir)
*1 su bardağı demli çay
*1 su bardağı kadar ceviz(veya fındık kırığı)
*1 tatlı kaşığı tarçın
*3 su bardağı un
*1 pk.kabartma tozu
*2 yemek kaşığı kakao
----------
-Yumurta,şeker ve tarçını mikserle iyice çırpıyoruz.
-Sıvıyağ ve demli çayı da ekleyip çırpmaya devam ediyoruz.
-Ayrı bir kapta un,kabartma tozu ve kakaoyu eleyip;yumurtalı karışıma ekleyip mikserin düşük ayarında karıştırmaya devam ediyoruz.
-Tüm malzeme iyice karışınca içine cevizi de ekleyip bir kaşık yardımıyla karıştırıyoruz.
-26 cm'lik bir kalıbı sıvıyağla yağlayıp,un serpiyoruz.Daha sonra kabı sallayarak unu kabın her tarafına yapışmasını sağlayıp;fazlalığını kalıbı ters çevirip hafifçe sert bir yere vurarak döküyoruz. Hamuru kalıba boşaltıyoruz.
-Önceden ısıtılmış 175 derecelik fırında ortalama 35-45 dk pişiriyoruz.Bir bıçak veya kürdan batırarak pişip pişmediğini test edip;fırından alıyoruz.

FIRINDA SOSİSLİ MAKARNA
Malzemeleri:
* 1 paket makarna
*1 paket 5'li sosis
*4-5 adet sivri biber(Bezelye kullandım)
*3-4 adet domates
*1 çay kaşığı köri
*1 çay kaşığı hardal
*1 tatlı kaşığı elma sirkesi
*2-3 diş sarmısak
*1/2 tatlı kaşığı kekik
*Tuz-karabiber
*Az sıvıyağ
*1 su bardağı kaşar rendesi
---------------------------
-Tencereye biraz sıvıyağ alarak küp doğradığımız domatesleri ilave ediyoruz.
-Domatesler biraz pişince içine dilimlenmiş sosisleri,dövülmüş sarmısak,hardal,köri,sirke,tuz ve karabiberi de ilave edip pişmesi için biraz bekliyoruz.
-Tuz ve sıvıyağ ilavesi ile makarnalarımızı haşlıyoruz.
-Haşladığımız makarnaları süzüyoruz ama kesinlikle soğuk sudan geçirmiyoruz.(Zuhal öyle diyor)
-Makarnaları bir tepsiye alarak,sosisli harcı üzerine döküyoruz.
-Rende kaşarı da ilave edip kekiğini serpiyoruz.(Dilerseniz kekiği sosisli harca ilave edebilirsiniz)
-180 derecede ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişiriyoruz.












DAMLASAKIZLI RULO...


Annemin günü için herzaman bir hafta öncesinden müzakerelere başlanır bizim evde;)Üstelik bu sene ki gün formatında;)yiyecekler dışarıdan alınacak,evsahibesi sadece bir tatlıyla günün anlam ve önemine katılacak diye de düşünülmüşken efendim biz de yine aynı diyaloglar...
Annem benim bu sularda gezindiğimi pek de iyi bildiğinden ve içten içe pek itiraf etmese de ''Bana ne yapsak ki Hülya bu günüme''diye başlayan konuşmasında aslında anneciğim şunu demeye çalışmaktadır.''Hülya!Bana öyle bir şey yapalım ki günümdekiler daha önce ondan yemiş olmasın.Ya da sen alla pulla,yap birşeyler onlar da -Ihıhıh!Ay çok güzel olmuş bu..Nasıl yaptınız?Tarifi?Nereden buldunuz?Kağıt var mı Hatice Hanım?Bir de kalem lütfen.-''konuşmalarını yapsınlar aralarında...Annem de ağrıyan bacaklarına inat;bir odadan bir odaya kalem,kağıt arama telaşıyla keklik gibi sekebilsin.Biz işte her gün sonrası;alabileceğimiz bu manevi ödülün hayaliyle yanıp tutuşuruz;)))
Annem bu konuşmaları oldurtabilecek bir tarif sorarken bana işten,güçten az vaktim kaldığını da bildiğinden ''Kolay da bir şey olsun canım''diye de eklemeyi asla ihmal etmez...Ben de hem kolay,hem sunumu farklı diye damlasakızlı muhallebinin bisküvi ile kaplanan farklı sunumunu;(yemek bloglarının hangisinden aldığımı bir türlü hatırlayamadığım:() bu türlüsünü denemeye karar verdim.Hem de o bana hiçbirşey demeden;)İlham kaynağım siteyi de hatırladığımda mutlaka ekleyeceğim.
Yapım aşamalarını göstermem de Zuhal'in tırnağı olamasam da sanırım başlangıç için hiç de fena sayılmaz....

DAMLA SAKIZLI RULO
Gerekli Malzemeler:
*1 kg.süt
*1/2 paket margarin
*2 çay bardağı un
*1 su bardağı toz şeker
*1-2 adet Falım damlasakızlı(Bu tür tatlılar da Falım kullanmak bana çok ekonomik geliyor)
Tepsiye dökmek için(Üst kaplama):
*1 pk kakaolu bisküvi
*2 çorba kaşığı kakao
Arasına:*Muz,ceviz,mevsim meyvası vs...(Ben kullanmadım)
-------------------
-Bisküviler rondoda çekilir.İçine kakao ilave edilerek tekrar karıştırılır.Büyük fırın tepsisine eşit miktarda yayılır.
-Süt,şeker ve un soğukken blendırla karıştırılıp,sakızları da ilave edilerek ocakta muhallebi yapılır.
-Ocaktan alıp margarin eklenir ve iyice çırpılır.Bisküvili karışımın yayıldığı tepsiye muhallebi dökülür.Mümkünse 1 gece dolapta bekletilir.
-Muhallebi dikdörtgen büyük parçalar olacak şekilde kesilir.Ben enine 4,boyuna 3'e böldüm.
-Arasına istenirse muz,ceviz vs...konabilir.
-Bir spatula yardımıyla muhallebi dilimleri rulo yapılır.
-Afiyetle yenir;))

2.12.2006

ANAOKUL BESLENMEMİZ...

Beslenme sırası bu sefer bizdeydi.Gerçi sınıf mevcudu 13 olduğundan ayda iki kere beslenme bize geliyor;)Bu sefer ki beslenmemiz de kurabiye+poğaça+ıhlamur üçlüsü yazılmıştı bize...Ben de bu hakkımı minik suratlı kurabiyeler ve annemin soğuk poğaçası olarak kullanmaya karar verdim.Minik suratlarım,hamuru haricinde; son anda ki aksilikler de işin içine girince inanılmaz amatörce de olsa çocuklar onlara bayılmış...Aslında niyetim mayalı poğaça yapmaktı ama son anda işe gidiş saatlerim değişince annem olaya müdahale etti.İyi ki de böyle olmuş...Bu kurabiyelerimin tarifini her zaman yaptığımdan başka bir tarifle denedim.Sürekli yaptığım ve çok memnun kaldığım tatlı kurabiyeler diye defterime geçirdiğim kurabiyelerim için...
Gerekli Malzemeler(2 tepsilik):
*1 su bardağı sıvıyağ
*1 pk.oda sıcaklığında margarin
*2 yumurta
*8 yemek kaşığı pudra şekeri
*1 pk.kabartma tozu
*Yeterince un
ROYAL ICİNG için:Pudra şekeri,yumurta akı,limon suyu,mavi,sarı toz gıda boyası;toz kakaolu nesquik;dudaklar için kırmızı boyam kalmadığı için ayva reçeli suyu
--------------------
-Margarin ve pudra şekerini birbiriyle iyice karıştırıyoruz.(Mikserle değil elimle karştırıyorum)
-Daha sonra yumurtaları ekleyip yoğurmaya devam ediyoruz.
-Sıvıyağ da katıp homojen bir karışım elde edince yavaş yavaş un ve kabartma tozunu ilave ediyoruz.(Burada gözkararı devreye giriyor.İlk fırsatta un miktarını ölçüp tarife ekleyeceğim)
-Elden kopacak kadar kıvamlı bir hamur olunca yoğurmayı bırakıyoruz.Kalıp olarak,minik suratlar için su bardağını,diğerleri için de kelebekli kalıplarımı kullandım.
-175 derece de önceden ısıtılmış fırında 20-25 dk.üzerleri kızarmadan beyaz kalacak şekilde pişiriyoruz.
-Royal Icing hazırlayıp;istediğimiz renkleri ayrı ayrı kaplarda elde edip ince uçlu bir sıkma torbasına(Ben yağlı kağıttan minik külahlar yaparak çalıştım) alarak gönlümüzce süslemeler yapabiliyoruz.(Royal Icing beyaz oluyor önce ondan biraz çalıştım.Birazını ayırıp Kakaolu toz nesquik katarak da kahverengileri yaptım. Daha sonra kalan ıcingin yarısına sarı toz gıda boyasını,yarısına mavi olanı katarak renkleri oluşturdum.En son kalan renkleri de birbirine katarak yeşili elde ettim.
-Üzerinin süslemesi için Emel Başdoğan'ınRoyal Icing tarifini uyguladım ama nedense başarılı olamadım.Bu yüzden tarifi vermek istemiyorum.Yalnız Pastacı'nın verdiği tarifi denemek istiyorum.Dolayısıyla size de o tarifi gözüm kapalı tavsiye edebilirim...

HAMİŞ:Bu tarifi taa 9 yıl önce Trabzon'da oturduğumuzda eşimin akrabası,benim de çok sevdiğim Tülay Abla'mdan almışım.Defterim öyle diyor;))

ANNEMİN SOĞUK POĞAÇASI
Malzemeleri:
*1,5 çay bardağı yoğurt
*1 yumurta
*1 çay bardağı sıvıyağ
*1 pk.oda sıcaklığında margarin
*1 tatlı kaşığı toz şeker
*1 çay kaşığı tepeleme tuz
*1 pk.kabartma tozu
*Yeterince un
İÇİ İÇİN:
*1 su bardağı kadar lor peyniri
*Yarım demet maydanoz
ÜZERİ İÇİN:*1 yumurta sarısı,susam
---------
-Margarin ve yumurtayı karıştırıyoruz.
-Un ve kabartma tozu hariç tüm malzemeleri de ekleyip homojen bir karışım elde ediyoruz.-Un ve k.tozunu ekleyerek yumuşak bir hamur yapıyoruz.
-Hamuru 1 saat kadar buzdolabının alt rafında dinlendiriyoruz.
-Hamurdan cevizden biraz büyük parçalar kopararak hemen hemen avucumuzun içi kadar yuvarlaklar oluşturup;içine lor ve maydanoz karışımından bir tatlı kaşığı kadar koyup yuvarlağı klasik poğaça şekli olacak gibi kapatıyoruz.
-Yağlanmış tepsiye dizdiğimiz poğaçalarımızın üzerine yumurta sarısı sürüp susam serpiyoruz.
-200 derece de önceden ısıtılmış fırında üzerleri kızarana dek pişiriyoruz.

1.12.2006

DÜN GECE;)

Dün gece oğlanların keyif zamanıydı.Ha bre benden,kendilerini şımartacak birşeyler isteyip durdular.)İşlerim erken bitmişti Allah'tan;önce onları bir odadan diğerine kucakta geçirme merasimi istediler benden,).Hemen kucaklayıp götürdüm odaya.Merasim kısmı istedikleri gibi olmuştu ya kıkırdayıp duruyorlardı...Yalnız büyük oğlum kucaklara da sığmıyor artık:)
Sarılışıyoruz,gıdıklıyoruz birbirimizi,yoruluyorlar.Cedrıc''Biraz daha sevişelim anne''deyince tekrar sarılıp onu boynumun altına sokuyorum.Bu arada ağbi de çantasını yerleştirmekle meşgul...
-''N'olur aramıza gel''diye yalvarmaya başlıyorlar.Bu demek ki bizim yatak da yatmak istiyorlar uyuyana kadar.Yatağa alıp onları,aralarına sokuluyorum.Sağımda büyük oğlum,solumda küçüğüm.Nasıl büzüşüp,kırk şekle giriyorlar kollarımda siz tahmin edin artık;)
-''Hikaye anlat n'olurrrr!!!
-Peki Tuz Kadar'ı anlatayım mı size?Büyüğüm:
-Ben biliyorum onu.
-Sen anlat o zaman...Küçüğüm:
-Yaaa anne sen anlat..Lütfennn!
-Bir varmışşş,bir yoookmmuuuuşşşşş.Evvel zaman içindeee,kalbur saman içinde ülkelerin birinde bir kral yaşarmış.Bu çok iyi kalpli kralın birbirinden güzel,birbirinden çok sevdiği dört kızı varmış...
-Ööööle diiil anne.Sen yanlış biliyosun.Üç kızı var kralın, diyor büyüğüm...
-Pardon üç kızı varmışşş...
...........................
..........................
Veeee kral kendisini tuz kadar seven küçük kızına sevgiyle sarılmış...
-Masal burada bittiiii.(Uyumamışlar)
-Başka anlat anne.
-Ben anlatayım mı anne diyor büyüğüm...
-Ben Sihirli Fasulyeleri biliyorum amaaaaa... (Küçüğüm söze giriyor hemen)
-E anlat o zaman.
-Iı Iı:( Birden büyüğüm:
-Anne senin burcun ne?
-Terazi ya oğlum.Peki senin?Biliyor musun burcunu?
-Biliyorum.Tabii ki de ikizler.
-Senin?(Küçüğe dönerek)
-Boğa(Kendinden pek emin)
-Kim söyledi bunu sana.
-Ağbiiim(Ender zamanlarda ağbi der;bu da öyle bir zaman işte).Ama sen biliyor musun anne?Batuhan Öz******'ın burcu ne?
-Hayır bilmiyorum.Ne?
-Ben biliyorum ama DİNAZORRR.
-Neee?
-DİNAZORR.
-!!!!!!!!!!!!!!!!!!

28.11.2006

CEDRIC ve CHEN AŞKI BİTTİ !!!!!!

Flaş!Flaş!Flaş!Büyük aşk çok kısa sürdü ve bir sözle aşk bitti...
Olayın anneye açıklanmasıysa şöyle gelişti:
-Anne ben Eda'ya(Chen'e) aşık olmaktan vazgeçtim.
-?????
-Artık aşık değilim.
-Peki neden?Chen birşey mi yaptı sana?
-Chen demeeeee!Eda o!
-Tamam,tamam Eda.Sana ne dedi?
-Birşey demedi.Öğretmenim dedi.
-Ne dedi?
-Artık kimse kimseye aşık olmasın dedi.Ben de vazgeçtim.
-:)))))

Peki aşk hangi yolları aşarak bu hale geldi.Aşkın ilk zamanları ve kısa süren haziiiin öyküsünü diğer blogdan buraya alıyorum hemen.Arzu edenler okuyabilirlerler efendim.

CEDRIC ile CHEN
-Anne ama utanıyorum.Aşkla ilgili...
-Aşk güzel birşeydir oğlum utanılmaz.
-Utanıyorum işte.(Ağbi de bu arada aşıkla dalga geçmekte.Aşıık!Aşııık!)
Gülmemek için kendimi zor tutmaktayım.Kahvaltı masasında birdenbire iki kardeşin manasız kavgalarından sonra ''Söyliiim mi?Söyliiim mi?''tehditleriyle gün yüzüne çıkan bu durum beni fena halde afallatıyor. İçinde bulunduğum bu kırılgan duruma karşı inanılmaz tecrübesizim.Ama olabildiğince de sakin görünmeye gayretliyim.Şimdi kızı öğrenmem gerekiyor derken ağbiden gelen baskılarla -ki bu hemencecik oluveriyor-Kızımızın adı Eda.
Küçük oğlum sert bir bakış fırlatırken ağbiye birden yumuşayıp:
-Ama Eda benim elimi tutmuyor deyiveriyor.
Besbelli çok incinmiş,pek kırılmış.Onu öyle görünce içim eziliyor.Sizin için dünyanın en yakışıklı,en akıllı,en hisli,en şanslı,en karşı konulmaz ve reddedilemez kişisi olan oğluşlarınızdan küçüğünün elini bile tutmak istemeyen;yine bir başka anneye göre dünyanın en güzel enlerinin toplandığı bir başka çocuk,küçük adamınızı hiç farkında olmadan ve bir o kadar masumane reddediyor.Oysa tutulmayan,reddedilen o elleri ben öper,öper dururum.(Ay ben seni yerim,yerim:)Büyümüş de aşık olmuş)
-Belki kız arkadaşıyla el tutuşmak istiyordur.
-Evet ama hep Kübra'nın elini tutuyoo.(Sitemkar)
-Kübra onun en iyi arkadaşıdır.
-Eveet...(Keşke Kübra'nın yerinde ben olsam der gibi)
-Peki o zaman olsun varsın.(Böyle olsun varsınla cümleyi tamamlarsam sorun yok havasını onlara hissettirebildiğimi düşünüyorum nedense...)Büyüğüm lafa giriyor:
-Eda çok güzelmiş.(Aşık yumruklarını sıkarak Cedrıc gibi hiddetleniyor.Tabii Cedrıc bağlantısı sonradan kuruluyor babamız tarafından)
-Çok mu güzel oğlum?
-Gözleri bööle(Kendi gözlerini iyice kısarak)çok güzel.
-Gözleri o kadar kısıksa etrafı göremiyordur.(Ancak bu kadar tiye alabiliyorum.Gülmem lazım.Çok fena)
-Hayır anne.Gülünce ööle oluyoo.Çok güzel oluyoo.
Bu arada ağbiyle itişip kakışmaya son sürat devam.
-Aşıkkk!Aşıkkk!
-Anne şuna bişey söyle.Benimle dalga geçiyoo.

*******
CEDRIC,CHEN'I NASIL ÖPER?
Cedrıc,Chen'ı bir kere yumuşacık öper.Şööyle usulca.Sonra bir tüy kadar da hafifmiş öpüşü.Çünkü yanaklarımda Cedrıc tarafından tekrar test ediliverdi hemencecik.''İştee böööle''diyerekten.
Aman Allahım!!Bu kadar narin,bu denli yumuşacık öpülür mü bir insan?Öpülür.Öpülür elbet.Bu dünyada yaşayan iki meleğin dudağı ve yanağı olunca elbette ki öpülür.Anne mi ne yapar?Cedrıc'i yer,yer.Kucağına alır bir yandan göbüş gıdıklanır,öpülür;bir yandan Cedrıc'ın kahkahalarına eşlik edilir.Sesleri duyup gelen Alaın Delon'umuz da çarçabuk alaşağı edilir veeeee dünyanın en komik öpüşleri,gıdıklamalarıyla yorulana dek güreşilir. Chen mi ne yapmış öpücük karşısında?Hiçbirşey sadece Cedrıc'e bakmış.O kadar;))
HAMİŞ:Bu arada öğrenilir ki;Cedrıc,Chen'e sarılmış bir de.Hem de öğretmen sınıftan çıkınca.
Ağbimiz mi?O henüz aşık değilll.Zaten olmasın da.Yüreğim de iki sevdayı kaldıracak güç ben de ne gezer?

PATATES MUAMMA;))


YEŞİM'İN SALATALIKLI PATATES SALATASI
*5 orta boy patates
*2,5 su bardağı yoğurt
*2 yemek kaşığı mayonez
*3 diş sarmısak
*2 salatalığın kabuğunun rendesi(beyaz etli kısmı kullanılmıyor)
*Yarım demet dereotu
*Tuz
---------------------
Haşladığımız patatesleri küp küp doğrayıp bir kaba alıyoruz.Ayrı bir yerde yoğurt,mayonez,sarmısak,ince kıyılmış dereotu,tuz, salatalıkların rendelenmiş ve iyice sıkılmış kabuklarını karıştırarak homojen bir karışım elde ediyoruz.Daha sonra bu sosu küp küp doğranmış patateslere ekleyerek iyice karıştırıyoruz.Ve salatamız hazır.Herkese afiyet olsun...

HAMİŞ:Patates etkinliği için yaptığım kaşarlı patatesin resimleri iğrenç ötesi çıkmışken ve ben acı ile;) ''Kahretsin logoyu da koydum son gece ve ben ev de yokum''diye kıvranırken tamamen mucize ötesi; gittiğim misafirlikte ikram edilen patatestir yukarıda ki.Bu yüzdendir ki adı patates muamma olmuş,lezzeti süper bir salatadır.Tavsiye eder;ev sahibi arkadaşımı da şükranla kutsarım;)))

26.11.2006

SON OKUDUKLARIM&SON İZLEDİKLERİM

Sizin hiç bir kitabı sipariş ettiğinizde uykularınız kaçtı mı?

Benim kaçtı...
Ben yazarının deli ve dahilik arasında gidip gelen ruh halini,hayatını araştırdığım vakitler öğrendiğimden aslında korkuyordum.Bilmediğim herşeyi bilen insanları dinlerken evvela ürker ama tasvip etsem de etmesemde inandıklarını sonuna kadar dinlerim.Ya da hepimiz gibi düşünmeyen insanları bir bildikleri olduğunu düşünmüşümdür hep.İyi ki bu kitabı okumuşum.Kendimi sormuş,aramış,bulabildiğim yanlarımı sorgulayabilmişim.Bu kitabı çok zamandır bilenler vardı o yüzden geç kalmışlığıma yandım. Ama şanslıydım.Hala bu kitabı okumamış olanlar arasında yoktum.İnsan olmak üzerine eşsiz bir eser.Bildiğimiz ama es geçtiğimiz her ayrıntının anlatımında ustalıkla kullanılmış kelimeler.Yazarın en doğru kelimeleri bulabilmek için kitabının müsveddelerini 4 koca yıl yanında gezdirmesine ne demeli?








Liseden arkadaşım olan ve hala görüştüğümüz Sevilciğim tavsiyesi bir filmdi bu.Ağır giden,başlarda çözmek için kendimi yorduğum izlenebilir bir film.Kalp nakli yapılan umutsuz bir hastanın kalbini aldığı adamın karısına aşkını merak ederseniz izleyin derim.Neden mi 21 GRAM?
İnsan ölürken ağırlığından 21 gram eksilirmiş de ondan...








Chocolat,geçenlerde izleyebildiğim ve çok merak da ettiğim bir filmdi.Çok geç kalmışım izlemekte(5 yıl kadar) ama yine de ben umduğumu bulamadım.Juliette'in önyargılar önünde dipcik gibi duruşuna şapka çıkartsam da ben daha çok çikolata yapımı görme hevesiyle oturmuştum filmin karşısına.Birtek hatırımda kalan Venüs'ün Memeleri dedikleri uçları beyaz çikolatalar.Derhal denenecekler listeme ekledim.Dükkan güzel.(Hayalime uygun)Karanlık ve puslu zamanlarda giyilmiş iki kırmızı pelerin çok etkileyiciydi.Schindler'in Listesi'nde ki siyah beyaz filmde karmaşada yürüyen küçük kızın kırmızıyla dikkati çeken mantosu gibi etkiledi beni.Gerçi her iki filmde de kırmızıya yüklenmiş anlamlar çok farklı da olsa benim hatırıma hemen iki filmi bağdaştırmak geldi.
Ne denli kendilerini kapatmış bir kasaba olsa da çikolatacımızın insanların üzerinde yapmış olduğu olumlu etki görülmeye değer.



İdealler üzerine kurulmuş bir hayat.Doğru bildiğinden asla şaşmamak.Kötü bir seslendirmeyle izlesek de vermek istediği mesajı çok net aldık.Çünkü insanın eşi böyle bir işle meşgulse ve filmin izlenmesinden bir gün sonra oynanan müsabakadan 12-0 galip ayrılırlarsa insan bir durup düşünüyor.Filmde var bir hikmet diye:)
Yani efendim anlayacağınız güzel hatta dokunaklı bir film.İzlemek de faide var...



HAMİŞ:Bu yazı ve resimleri iptal ettiğim diğer blogumdan aldım.Çünkü oradan resimler görünmüyordu.Bilginize...




TRUFFLE YAPMIŞTIM...


Geçtiğimiz 13 Mayıs Chef's'teydim.Anneler Gününe özel Çikolata Kursuna katıldım.Orada öğrendiklerimden biri ve şimdilerde en sevdiğim Truffle yapımıydı.Bir kere truffle inanılmaz lezzetli,bir o kadar hayal gücünüze bağlı ve pratik,son derece de şık.Eşinize dostunuza benim gibi küçük bir yerde yaşıyor ve özel birşeyler götürmek istiyorsanız müthiş bir kurtarıcı oluveriyor truffle.Çevremdekiler özellikle bitter çikolatadan yapılmış,kakao kaplı ve mümkünse tek lokmalık truffle istiyorlar benden.Bu sebeple ben de her ne kadar kağıt kaplarımın içini doldurmayan truffle yapsam da onları sevdiklerimle paylaşmak çok hoşuma gidiyor.
Dilek,her daim dipdibe çalıştığım iş arkadaşım bu bitter kakao kaplı lezzet toplarına bayılıyor.Sonra bizim buraların sosyetesinden;)Nuran Abla benim ilk müşterimdi ama zehirlenmedi:)O da bayıla bayıla yiyor.Yeşim artık kendi bile yapabilecek kadar işi ilerletti.Üstelik Mabel Çikolatalarından yapacak kadar aşmış vaziyette.(Rakibem benim:)Öyle çok daha lezzetliymiş Yeşim diyor.Melek yeni iş arkadaşım ''Ih!ıh!ıh''diye diye,gözlerini kapata kapata;Aslıcık bana gelirken bunlardan yap da getir diyerek trufflerımın şöhretinin haklı gururunu yaşatıyor bana.Sevgiciğim ise burada ilk yeme şansını-mı desem acaba-bulanlardandı.O da çok sevmişti. Sonra canım Özden'im.Benim kursa gidebilmemde ki kamera arkası insanım.)Hem bir de beni almak için yanıma geldiğinde kursta tek tek ellerimle truffle,roches,hatta içi toppinglerle dolu çikolatalarımdan yiyen eşsiz insan.Ben sana daha ne diyeyim ki affolayım;))) Hayatımda ki bir diğer Dilek'im ise kurstan çıktığımda elimde ki taze taze çikolatalarımdan yeme şansını bulmuştu.Canım arkadaşım dün gece konuştuğumuz gibi bunları sana ithaf ediyorum taaa Manisa'lara,uzaktan bile olsa...Pek methettim ya işte şöyle yapmıştım.
TRUFFLE
Malzemeleri:
200 ml.krema(1 küçük kutu)
1 fiske tuz(Çikolatanın tadını keskinleştiriyor)
Truffle kaplamak için:Kakao(Çekilmiş ceviz,fındık vs.;pudra şekeri,eritilmiş çikolata...)
---------------------
-Önce çikolatalarımızı bıçakla küçük küçük kıyıyoruz.
-Ayrı bir kapta kremayı ocağa koyup tahta bir kaşıkla karıştıra karıştıra kaynayıncaya kadar tutuyoruz.Kaynamış kremanın altını kapatıp,kıyılmış çikolataları ve tuzu ekliyoruz,pürüzsüz bir kıvam alana kadar iyice karıştırıyoruz.
-Çikolatamızı arada karıştırarak oda sıcaklığına gelmesini sağlayıp, daha sonra buzdolabın alt rafında tutuyoruz.Arada bir çıkararak mikserle çırpıyoruz.2- 3 saat içinde truffle istediğimiz kıvama gelecektir.Bunu mikserle çırparken çikolatamızın toplanmaya başlamasından anlayabiliriz.(Bazen çikolatanın azizliğine uğrayıp sabaha kadar başında bekleyip de donması için diller döktüğünüz de olabilir.Bana oldu da;)
-Daha sonra top top şekiller verip derince bir kaba koyduğumuz kakaonun truffle her yanını kaplamasını sağlıyoruz.Küçük kağıt kaplar içinde servis yapabiliriz.

24.11.2006

Sıla Gecesi...

Bu resim Kuzeybebek'e ithaf edilmiştir;)
Şimdi dizi bitti.
İçim acıyarak,içim yanarak,bazen de kahrolarak izledim Sıla ve Boran'ın hikayesini.Narin'le Sıla evin damında sadece iki insan olarak ve herşeyden arınarak dertleştiklerinde ağlıyordum.İnsanoğlu her ne durumda olursa olsun sığınacak bir liman bulduğunda duruluyor.İşte o duruluşu sevdim.
Sıla'yla Boran ilk kez aynı dili konuşup birbirlerini anlamaya çalıştıkları doğum günü akşamı onlar dansederken ben de bana ait çok hoş diyarlara gittim.Elimden tutan erimin gözlerinde ki pırıltıyı Baran'ın gözlerinde gördüm.''Seni Seviyorum''diyebildiğindeyse artık içim yanıyordu.
Sıla'nın babası geçmişe dair hüznünü anlatırkense kahroldum.
Bu içinden sevmek,yanmak,kahrolmak sözcüklerinin geçtiği herşey insan.İnsanı yüzümüze vurduğu için mi sevdik acaba bize gösterilenleri?
Ben yaşamın bıçak sırtı olduğunu düşünürüm hep bu yüzden hiç ahkam kesmemeyi öğrettim kendime.Hayat sizin toy zamanlarınızdaki atıp tutmalarınızın herbirini yapabilme fırsatı vermiyor çoğu zaman.Boş kahramanlık günlerimin seslerini duyar gibi oluyorum Sıla'nın sılasını gördükçe...Bir yanından tutuyorsunuz işte yaşamın.Ve dönem dönem kendinizle hesaplaşmanızı sağlayacak durumlar çıkıyor ortaya.Ne mana çıkartacağınız size kalmış elbet.Alacağınız ders size özel...
BERDEL var ve hala gençlerin biryerlerde elleri kolları bağlı.Töre çok büyük ve onlar küçücük. Can perperişan mıdır o vakitlerde?

22.11.2006

İlk...

2006-2007 SONBAHAR-KIŞ EV GEZMELERİ SEZONU AÇILMIŞTIR...

Üstüne üstlük sosyete katkılı ve tamamen içaçıcı;))







KROKAN KAPLI NESCAFELİ PASTA
Malzemeleri
1 adet pastaban(2 katlı)
1 tatlı kaşığı nescafe
1 su bardağı soğuk süt
Krema:1poşet krem şanti(Paketin içerisinden çıkan 2 poşetten biri kullanılacak)
1 su bardağı soğuk süt
1 tatlı kaşığı nescafe
Krokan için:200 gr.fındık içi
6 y.kaşığı toz şeker
Bir miktar sıvıyağ(Krokanları döktüğümüz zemini yağlamak için)
----------------------------
-Öncelikle krokanlarımızı hazırlamak için bir tavaya 200gr.fındık ve 6 yk.şekerimizi alalım ve şekerler iyice karamelize olana dek bir güzel kavuralım.İşlem gerçekleşince çok az sıvıyağla yağladığımız tepsi veya tezgahımıza ince olacak şekilde krokanlarımızı yayalım.Krokanlar tamamen soğuyunca ve kaskatı olunca bıçakla yer yer vurarak kıralım.Kırılan parçaları rondoda oldukça ince çekelim.Hazırlanan krokanlarımızı pastayı kaplamak için ayrı bir yere alalım.
-Kremamızı hazırlamak için; 1 poşet krem şanti,1 su bardağı soğuk süt,1 tatlı kaşığı nescafe ile iyice çırpalım.
-Pastabanımızın katlarının birbirine bakacak yüzlerini 1 su bardağı nescafeli soğuk süt ile güzelce ıslayalım.Hazırladığımız krem şantiden pastanın üzeri ve yanlarına çok ince bir kat sürecek kadar ayırıp;kalan şanti ile her ikiyüzü de sıvayalım.Katların arasına bir miktar krokan serpip, iki katı üstüste yerleştirelim.Üzeri için ayırdığımız şanti ile pastamızın üstüne ve yanlarına çok ince bir kat sanki ekmek dilimi yağlarmış gibi sürelim.(Burada amaç sadece krokanların yapışabileceği zemini hazırlayabilmek.)En son kalan krokanları spatula yardımı ile pastamızın heryerine kaplayalım.Oldukça düzgün bir görünümü olabilmesi için tekrar spatula ile üzerini ve yanlarını düzeltelim.Pastamız hazır...









MERCİMEK KÖFTESİ
Malzemeleri:
2 su bardağı kırmızı mercimek
3-4 su bardağı su
1,5 su bardağı ince bulgur
3 büyük kuru soğan
Zeytinyağı
1 servis kaşığı biber salçası (dolu dolu)
2 servis kaşığı domates salçası (dolu dolu)
Pulbiber,kimyon,tuz,karabiber,sumak
Yarım demet dereotu
Yarım demet maydanoz
3 sap taze soğan
Servis için:Taze marul yaprakları
-----------------------------
-2 su bardağı mercimeği 3-4 su bardağı suyla haşlayalım.Mercimekler pişince altını kapatıp bulgurunu ekleyelim ve bir karıştırıp,kapağını kapatarak bulgurların şişmesini bekleyelim.
-Bir tavada küçük küçük doğradığımız 3 iri kuru soğanı bolca zeytinyağında kavuralım.İçine biber ve domates salçalarını da ekleyerek kavurmaya devam edelim.
-Mercimek ve bulgur karışımına,kavrulmuş soğan ve salça karışımını,baharatlarını ekleyerek iyice harmanlayalım.
-İnce ince doğradığımız maydanoz,derotu ve taze soğan saplarını tüm malzemeye ekleyerek şekil verelim.
-Yıkanmış taze marul yapraklarıyla servis yapalım.(Sumağın ekşisi yeterli gelmezse üzerine limon sıkılabilir)



ISPANAKLI GÜL BÖREK

Malzemeleri:5 adet yufka
1 kg.ıspanak
2-3 çay kaşığı tuz(Ispanakları ovmak için)
3 orta boy kuru soğan
½ çay bardağı zeytinyağı
2 çay kaşığı katabiber
2 çay kaşığı tuz
Üzeri için:
1 su bardağı yoğurt
½ çay bardağı sıvıyağ
1 yumurta sarısı
-------------------------
-Önce 1 kg.ıspanağı yıkayıp temizleyelim ve 2-3 çay kaşığı tuz serperek iyice ovalım ve ıspanakları ayrı bir yerde bekletelim ki iyice sularını salsın.
-1 kg.ıspanağı alabilecek büyüklükte bir tencere veya tavaya 3 orta boy kuru soğanı küçük küçük doğrayalım,yarım çay bardağı zeytinyağı ilavesiyle kavuralım.Ocağı kapatıp;kavrulmuş soğanların üzerine ıspanakların sularını sıkarak ilave edlim.Tuzunu ve karabiberini de ekleyerek harmanlayalım.
-5 yufkayı ortadan 2'ye bölüp yarım daireler oluşturalım.Herbir yarım daireyi de 3 parça üçgene bölelim.(Bunu yarım dairenin üzerine büyük ve geniş bir V harfi yaparak da elde edebiliriz.)Her üçgenin geniş tarafına 2 y. kaşığı kadar ıspanaklı harçtan alarak koyalım ve rulo şeklini verip ;kendi etrafında döndürerek gül gibi yapalım.Diğer üçgenlere de aynı işlemi uygulayarak böreklerimizi tamamlayalım.
-Ayrı bir yerde böreğimizin üzerine sürmek için 1 su bardağı yoğurt,½ çay bardağı sıvıyağ ve 1 yumurta sarısını iyice çırpalım.Böreklerimizin üzerine bu harcı sürüp 200 derecede ısıtılmış fırında üzerleri iyice kızarana dek pişirelim.

HAMİŞ:İnanılmaz lezzetli,bir kere yumuşacık,üstüne üstlük bizler sıcacık yiyebilsin diye'' hoşbuuulduuuk'' deyip içeri girdiğimizde fırına sürülmüş,elektrikler kesilirse ihtimalini bile yoksayabilecek kadar kahraman börekciklerdi bu yediklerimiz.Ve evsahibesi pek bir nezaketliydi canım...
Yeşimciğim son derece rahat ettiğimiz evinde bizi ağırlaman ne güzel...
Ve her zaman dediğim gibi elin yine çoook lezzetliydi.Teşekkürler ;))