27.07.2007

DAHA NİCE 50 YILLARA....

Her yıl bu mehteran takımını bekleriz.Önümüzden geçmeseler bile seslerini duymak da yeter ama bu kez onları fotoğraflayabildim çok şükür;)O kadar sıcak bir gündü ki.Hep bu zincirli,demirli kostümlü beye,ne ağır bir yükün altında olduğunu düşünüp de üzülüverdik.Hele de bu sıcakta.İnsan ilk bakışta sıcaktan demirlerin iyice kızdığını ve bunun tene değme ihtimalinin talihsizliği üzerinde duruyor ama elbette ki bu kostümü taşımanın da bir püfü vardır.Maalesef bu püfün ne olduğunu bilmiyorum.O kostümün mehteran da ki adını da:(Ama her yıl şirketin kuruluş yıldönümü etkinliklerine katılan bu İnegöl ekibi apayrı bir hava katıyor bayramımıza işte bunu çok iyi biliyorum;)Bayram diyorum.Çünkü çalıştığım şirket Türkiye'de ve dünyada tek Seramik Bayramını kutluyor bu arada.Ve bu yıl da yarım asır olmuş...Çalıştığım odanın yan tarafından bu kocaman ışıklı yazı görünüyor.Akşam akşam fotoğrafladım... Bu resim de başımı sola çevirdiğimde çalıştığım masadan görünüyor.Heryer bayrak,ışık olunca insana da bir coşku geliveriyor doğal olarak.Bayram çocuğu gibi hissediyorsunuz kendinizi.Herkes daha bir özenli giyiniyor.Şık kadın,güzel kadın,bakımlı erkek görmeye alışıyorsunuz artık;)E bu da gözü okşuyor tabi ki;)Hele bir de iş yeriniz konum olarak çok göbek de bir yerdeyse
"Aaaa bak gördün mü ne şık giyinmiş şu siyah üzerine beyaz desenli hanım var ya.Hani şu mini elbiseli bayan canımmm"
"Ayyy ayy baksana hiç olmuş mu bu kıyafete bu çanta"
"Bak bakk ben de bu renk ayakkabıya pek özeniyorum ama bak bakkk geçiyor geçiyor siyah elbiseli hanımın ayakkbısı.Ne renk diyorlar buna taba mı?:)"
"Aaa Hülya sen de pek japon konseptli giyinmişsin bu arada.Ay dur bakiim,dön şöyle.Saçlar da mı japon ne?"tarzı konuşmaları epey duyup,epey de bir deyiveriyorsunuz.

HAMİŞ:Bu arada japon giyimli Hülya ben oluyorum elbette ki,japon saçı da ensede toplanmış saçlar efendim;)

Türkiye'nin ve dünyanın birçok yerinden yüzlerce misafir geliyor bu arada.Bu resim de fabrikanın yolları her ne kadar boş çıksa da resmi çektiğim saatlerde herkes havuzbaşı tesislerinde ki akşam yemeğindeydi.Ardından konserler,halk oyunları gösterileri vs.vs...

Şirketimizin başında bir gönül adamı var.Yaptığı hayırlar,ülke ekonomisine katkısı gerçekten insan üstü bir çaba.Keşke hepimiz onca işimiz arasında bu kadar gönüle ve insana yatırım yapabilsek.Her yıl birçok çocuk sünnet ettiriliyor bayramlarda.Sanırım bu yılla beraber 14.050 çocuk sünnet ettirilmiş.Spor müsabakaları da yapılıyor.Büyük oğlum ve yeğenim de golfteydi.Tüm çocuklar bu etkinliklerde yer aldıkları için madalya alıyorlar.Yeğenim Oğuzkaan'da minikler de 3.oldu.Onu da buradan tekrar tebrik ediyorum.Aferin teyzeciğim;)
Kuday dereceye giremedi.Gönül isterdi dereceye girsin ama ben onların sosyalleşmesi adına bu tür faaliyetlere katılmalarını çok istiyorum.Yalnız Kuday'a bu madalya alıp kupa alamamasını izah da çok zorlandım.Bu sabah yine ağlayarak yanıma geldi.Esaslı bir konuşma yaptım da sanırım bu kez durumu anlatabildim.Okumayı da biliyor ya sıralamasını görmüş.Ona hislenmiş.Asla kendine konduramıyor.Ben de bu ilçe de 20-25 bin çocuk olduğunu bunların içinden 28 çocuğun bu etkinliğe katıldığını,şanslı olduğunu çünkü katılabildiğini,o yüzden şirketin onlara teşekkür etmek için dereceye girsinler girmesinler madalya verdiğini söyledim de beyefendi ikna oldu.Sanırım;)

Ben de bu büyük şirkette ki 5.yılımı doldurdum bu arada.Zaman ne çabuk geçiyor gerçekten.5-10-15-20-25-30-35-40-45 yılını doldurmuş şirket çalışanlarına ödülleri veriliyor.Koskoca bir camiaya üzüntüsü,sevinci,tasası,mutluluğu ile katılmak elbette ki çok güzel.Bir kere insan ruhuna iyi gelen bir durum.Aidiyat hissinize karşılık buluyorsunuz.

Dilerim daha nice 50.yıllara ulaşır şirketim.
Ve babama,bana,kardeşime,kızkardeşimin eşine sağladığı imkanları bizim çocuklarımıza,torunlarımıza da sağlayabileceği gücü hep bulur.Küçük ilçemin bu dev iş kapısı bir ilçenin tümünü dolaylı yoldan da olsa besliyor.Bana emeğimin karşılığını veriyor.Ben pazara çıkıp köylümden pazarlığımı alıyorum ona veriyorum.Ekmek alıyorum fırıncı esnafıma,konfeksiyoncuya,ayakkabıcıya,mahallemin bakkalına veriyorum.

Sadece burada 3000 kişi çalışıp etrafına da güç katıyor. Daha yurda dağılmış yüzlerce çalışan var aynı çatı altında.

Dilerim bu zincir hiç kopmaz.Dilerim herşey daha güzeline ulaşır...

12 yorum:

YELDA AKSU dedi ki...

Evet dedigin gibi, daha nice 50 yillara. Kudaya a madalyasını tebrik ettigimi soyle emi;)İnsan her zaman boyle cok sevdigi yerde calisamiyor. Emekliligini gorebilelim insalah. HUlyacigim sen nerde calisiyorsun merak ettim ben. Mahsuru yoksa tabi.

tulosh dedi ki...

Hülyacığım çok güzel anlatmışsın yine. Ne güzel bir çalışanın emeğimin karşılığını almasından ziyade o atmosferde mutlu, huzurlu olabilmesi. İş ortamında hayatımızın önemli bir kısmını geçiriryoruz çünkü. Daha nice 50 senelere inşallah.
Umarım bu hayırsever girişimciler ülkemizin heryerinde varolurlar ve kalkınmamız çabuklaşır ve güçlenir. Size mutlu çalışmalarrr :)

Adsız dedi ki...

Merhaba,
Yazinizi okuyunca gozlerim doldu. Simdi cok uzaklarda olsamda yillarca ayni ortamlarin icinde bulunmustum. Bende o ortamda buyudum ve calistim.Gozlerim doldu....
Ne guzel yazmissiniz, dugulandirdiniz beni...
Sevgiler
NUR

Hülya dedi ki...

YELDA'cığım;Kuday'a tebriğini ilettim.Sağol canım...
İnsanın bir işi olması çok güzel elbette ama gönül ister ki kendi kabiliyetlerine uygun işi bulabilmek de.Seramik sektörüyle turizm okumamın hiç bir alakası olmasa da yine de halimden memnunum demekle geçiştirelim mi?;)
Sevgiler...
TÜLAY'cığım;aslına bakarsan çalışanın elinde şartlarını iyileştirebilmek.Ben bunu sonuna kadar savunuyorum.İşe ilk girişim de yine bu şirketin başka bir kolunda çalışıyordum.Bu tarafa geçince sil baştan başladım.Bu çok zor ve insana hayatın bir başka yüzünü öğreten bir durum.
Huzurlu musun dersen?İnsanın beklentileri ve ruh haliyle alakalı bir durum bu.Ara ara çalkantılarım olmuyor değil.Gerçi bu hangi iş yeri ve çalışanın da yok ki.Ama çok şükür gerçekten.Dışarıda bizden daha vasıflı onca insan sırada beklerken memnuniyetsiz olmanın lüks olduğu bilincindeyim.
Dediğin de çok haklısın.Hayırsever girişimcilerin sayesinde dilerim ülkemiz daha kolay kalkınır.
Sana da yürekten sevgiler ve iyi çalışmalar...
NUR HANIM;bu ortamlarda acısıyla tatlısıyla çalışıp asla özlemeyeceğim denilen herşey özleniyormuş.Doğru mudur?
Böyle büyük ve kemikleşmiş şirketlerde çalışmak onur verici gerçekten.Sizin de böyle ortamlarda büyümüşsünüz.Beni çok iyi anlamış olmanız gözlerinizin dolmasından belli.
Madem ki uzaklardasınız size kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum...

gülriz dedi ki...

Hülyacığım, biz piknikte homini gırtlak ve şen kahkalar halindeyken sen neler yapıyormuşsun oralarda. Ne güzel anlatmışsın 50. yıl kutlamalarınızı ve ne güzel çalıştığı şirketi böylesine sahiplenen, böylesine benimseyen insanları görmek. Senin mensubiyetinden gurur duymanı sağlayan işyerine ve senin duyarlı yanına bir kere daha hayran kaldım. Sevgiler kocaman

sevdamavisi dedi ki...

canım, ne mutlu sana böyle güzel bir yerde çalışıyorsun ve bundan mutlusun. öyle güzel anlatmışsın ki ben de coştum. sevgiler

damak tadı dedi ki...

Has gelin,nice 50 yıllara.Bende buradan tekrar sizleri kutluyorum canım.Biz piknikciler günlerdir hummalı çalışmalar ve heyecanlı bekleyişler içersinde olduğumuzdan hemen sana koşamadım canım.Halen mutluluğum devam ediyor biliyor musun.))
İş yerimiz 2.evimiz gibi adeta.Evden çok nerdeyse iş yerinde geçiyor hayatımız.Bu yönden işini,patronlarını,arkadaşlarını sevmek çok önemli.Her iş yerinde olduğu gibi inişler çıkışlar mutlaka olur,tuzu-biberi.Bazende fazla kaçıp ağız yakabiliyor ama Allahtan kalıcı olmuyor.Tek dileğim hayırsever yurttaşlarımızın artması ve tür haberlere sık sık rastlıyor oluruz ve bu zincir kuvvetli bir şekilde uzayıp gider.


Sevgiler.

Müge dedi ki...

Merhaba Gönül Dostum...
Hediyeni aldım az önce...Çok mutlu oldum, bence bu etkinlik çok güzel bir şekilde amacına ulaştı, çünkü ben seni bu sayede tanıdım. Beni en çok ne sevindirdi biliyormusun, ellerinle yazdığın mektup...Cep telefonu ve bilgisayarlar hayatımızı o kadar mekanikleştirdiki, sadece faturalar geliyor artık posta ile. Elle yazılmış bir mektup, o kadar hoşuma gittiki anlatamam sana, okurken gözlerim doldu inan.Hem hediyelerin hemde mektubun için çok ama çok teşekkür ederim, Çanakkaleye ilk geldiğimde seni arayacağım mutlaka..Sevgiler.

lalecik dedi ki...

Hülyacığım senin 5. yılını, şirketininde 50.yılını kutluyorum. Duygularını anltırken yaşadığın mutluluğu, hazzı o kadar güzel ifade etmişsin ki, bir an karşımda seni görüyor gibi hissettim kendimi. Diyorum ya anlatımın da edebi bir dil var senin.
Ben artık laldensecmeler.blogspot.com adresindeyim canım.
Sevgiler.

Adsız dedi ki...

senin adına sevindim

ama dileyim senin kendi işinde 50. yılını kutlamandan yana
sevgiler
:)

kuzey abisini çok öper, afferin derr.
tuğba şahane biri
tanışmak ve o tatlı havayı solumak güzeldi .senden söz ettik azıcık.tatlı ortak dostumuz dedik .ömerin yanında iki kız çocuğu var bir fotoğrafta onlar tuğbanın kızları(sırtları dönük)...
dergi yazın hayırlı olsun gurur duymaya devam ediyoruuuuuuuuum

Hülya dedi ki...

GÜLRİZ'cik;insana en az kendisi kadar anlam katan çevresi.Çalıştığı ortam.Sahiplenmek,oraya ait olduğunun farkına varmalısın ki mutlu huzurlu çalışabilesin.
Sizin pikniğinizde 40 gün 40 gece anlatılacak türden olmuş bakar mısın?
Çok imrendim çoook...
Sevgiler...

SEVDA'cığım;duygularımı sana geçirebilmem ne güzel.Sevincime ortak olmuşsun.Süper doğrusu...

GÜL'üm;ben de diyorum ki "Bu Gül unutmaz beni.Hiç olmazsa haftada bir uğrar yine uğrar"Piknik işi nelere kadirmiş böyle?Ama çok eğlenmişsiniz.Çok sevindim sizin adınıza.
İş yerleri ile ilgili tesbitlerin çok doğru...
Sevgiler canım...

Hülya dedi ki...

GÖNÜL DOSTUM;insanın hiç tanımadığı birine birşeyleri hak görmesi kadar zoru yokmuş.Belki seni yansıtan birşeyler değil ama baktıkça beni anarsın ne güzel?
Mektup yazmaya bayılırım ben.En çok da bunu beğenmişsin ya ben de daha çok yazma isteği oldu yine;)
Bu arada seni piknikten görme şansı da buldum;)

Çok öperim...

LALE;ciğim;yeni adresini not aldım hemen.Nezaketin içinse sağol...
Bu arada Lale'lim şiirini bilir misin Orhan Veli'nin?
Sen bana o şiiri hatırlatıyorsun hep....

AYNUR'cuğum;pikniğe gitmekle ne iyi etmişsin.Bu arada çocuklar da çok eğlenmiş...
Tuba'yı ben de çok sevdim.E bir de Karadenizlilik var serde;))

Temennilerine sıkı sıkı sarılıyorum ve seni çok öpüyorum;)))